Merhaba Mert Hocam, öncelikle zaman ayırıp teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Ne demek. Her daim seve seve.

Satranca nasıl başladınız? 


Galatasaray Lisesi’nde yatılı okurken yağmurlu günlerde futbol oynayamaz, devrece satranç odasına doluşurduk. O zamanlardan kalma bazı satranç hısımlarım oldu. Uzun zaman ara verdikten sonra, eskiden kafa kafaya oynadığım arkadaşımla tekrar oynadım.Beni rahatça yendi. Bu durumu kendime yediremeyip, Selim Palavan’ın ”Satranç”  kitabını okumaya başladım.Okudukça merakım giderek arttı ve satranç oynamak istediğime karar verdim.

2001 yılında FM, 2003 yılında Uluslararası Usta ünvanı aldınız. Türkiye Şampiyonu olduktan kısa bir süre sonra da Büyük Usta ünvanını kazandınız. Büyük Usta olma sürecinizle ilgili neler söylemek istersiniz?

2000 yılında İstanbul’da düzenlenen Satranç Olimpiyatları’yla ilk kez milli takıma girdim ve B milli takımının birinci masasında oynadım. 2010 yılına kadar (2006 Torino Olimpiyatları hariç) milli takımda yer aldım. 2006 yılında ilk kez düzenli bir antrenörümüz olunca, büyük usta olma düşüncesi zihnimde şekillenmeye başladı. 2009 yılında, nihayet istediğim seviyede satranç oynamaya başladım.Ard arda iki GM normu elde ettim. Ancak en yüksek ratingime ulaşmışken, 2010 yılında Bursa’da düzenlenen Dünya Takımlar Şampiyonası’nda kötü performans sergilemem beni derinden etkiledi. Devamında düşüş dönemim başladı. 100 elo puanı kaybetmemle birlikte, federasyon desteğini geri çekti.Bu yüzden antrenörlüğe ağırlık verdim ama son normumu almak hep gerçekleştirmek istediğim bir hedefti. Düzenli bir gelirim olduğunda hedefimi gerçekleştirmek için satranca yatırım yaparak çalışmaya başladım. 2016 yılında oğlum Erim dünyaya gelince önce Türkiye Şampiyonu 2017 yılında da büyük usta olarak satrançtaki amaçlarıma ulaşmış oldum.

             

Bu süreçte gelişiminize katkı sağlayan kendinize yakın hissettiğiniz rol modeliniz bulunuyor muydu?

İnanılmaz çalışma azmi ve savaşçı ruhu ile idolüm Kasparov’du. Kendimi tembel hissettiğimde, Kasparov’un çalışma disiplinini hatırlamak her zaman güçlü bir motivasyon kaynağı oldu.

Birçok satranç oyuncusu;  zindeliğini korumak adına satranç harici başka sporlarla ilgilenmekte, sizin ilgilendiğiniz başka bir spor dalı var mı?
 


Masa tenisi oynamayı çok seviyorum fakat iyi oyuncu bulmak her zaman kolay olmuyor. Son zamanlarda yaptığım tek sportif faaliyet uzun yürüyüşler.O da ne yazık ki düzenli değil.

Maç öncesi neler yaparsınız? Kendinizi motive etmek için herhangi bir rutininiz bulunuyor mu?

İyi bir uyku benim için en iyi hazırlıklardan birisi. Özellikle çift turlu günlerde, ikinci tur öncesinde coffe nap ile sieasta  yapmaya çalışırım. Motivasyon içinse, odadan çıkmadan önce bağıra çağıra Bohemian Rhapsody dinlemeyi severim.

Turnuva esnasında nasıl besleniyorsunuz?

Turnuva sırasında olabildiğince sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Turdan iki saat önce yemek yiyip, tur esnasında da duruma göre kuruyemiş tüketiyorum.

IM olduktan sonra antrenörlüğe ağırlık verdiğinizi belirttiniz, bugüne kadar çalıştığınız başarılı öğrenciler kimler?

Şu anda en kuvvetli olanlar; GM
 Yağız Kaan Erdoğmuş ve IM Işık Can. Yağız ile son zamanlarda çok yoğun çalışıyoruz.Işık Can ile gelişim döneminde çalışmıştık. Çok kuvvetli, Türkiye Şampiyonu olmuş öğrencilerimi de unutmamak lazım: Şiar Yaran, Kaan Can, Utku Üzümcü, Işıl Can, Azra Ece Koç, Deniz Fırat. Umarım unuttuğum başka Türkiye Şampiyonu öğrencilerim yoktur.

Dünya ve Avrupa Okullar Şampiyonalarında dereceler yapmış, unutmuş olduğunuz birkaç isim var.

Sanırım kimleri kast ettiğini biliyorum. Evet, Görkem Ünsal gibi Türkiye Şampiyonluğu öncesinde çalışmış olduğum başka öğrencilerim var ama onları paylaşmayı pek doğru bulmuyorum. Çünkü; benim özel derslerim haricinde Barış (GM B.Esen) ile senle (Ozan Öz) ve başka hocalarla da çalıştı. Sadece grup dersine girdiğim diğer sporcular ise uzun yıllar birebir çalıştığı antrenörleriyle anılmalı.

Örnek alınması gereken bir hassasiyet. Peki 20 yılı aşkın süredir antrenörlük geçmişinizi ele aldığınızda sizce başarılı oyuncuların en temel üç ortak özelliği nedir?

İlk aklıma gelen ortak özellikler satranç sevgisi ve çalışma azmi. Şöyle bir anektod anlatayım: Yağız ile Sardunya Turnuvasına gideceği gün sabaha kadar birlikteydik. Sabah 06:00’da çıkması gerekiyordu, o yüzden uyumak istemedi. Saat 03:30 civarında bana ”Hocam, insanlar sürekli ne yapıyorsun bu kadar iyi olmak için diye soruyor. Biz iki Büyükusta sabah 03:30 olmasına rağmen hala çalışıyoruz. Kimse bunları görmüyor.” dedi. 12 yaşındaki bir çocuktan harika bir ders, almak isteyene.

Üçüncü özelliğe bilinçli ebeveynler diyebilir miyiz?

Bravo. Güzel bir noktaya değindin. Kesinlikle diyebiliriz.

Gelmiş geçmiş en iyi satranç oyuncularından biri olarak gösterilen, defalarca kez Dünya Şampiyonu olmuş Magnus Carlsen’i internette oynadığınız bir oyunda yendiniz. Nasıl hissettiniz?

Açılışta, rakibini hafife alan alaycı bir sistem tercih etti. Kim olursa olsun, rakibi küçümsememek gerekir. Aksi taktirde ummadık taş baş yarabilir. Bunu ona hatırlattığım için sevindim.

Sizin de bildiğiniz gibi Chessinside olarak açılış kampı düzenlediğimizde çok yoğun ilgiyle karşılaşıyor, ek kontenjanlar açmak durumunda kalıyoruz.Fakat aynı ilgiyi oyunun diğer kısımlarında göremiyoruz. Özellikle 2000 elo altında açılışın önemi nedir?

Açılışları, Orta Çağ şövalyelerinin zırhına benzetiyorum. Bir oyuncu için çok önemli ama o zırhın içindeki adamın da kuvvetli olması gerekir. Çelimsiz, zayıf birisine dünyanın en güçlü, parlak zırhını da verseniz kılıcı kaldıramadıktan sonra bir önemi kalmıyor. O yüzden bir oyuncunun, önce zırhın içindeki adamı kuvvetlendirmesi lazım. Zırhsız savaşabilirsiniz lakin gücünüz yoksa hiçbir zırh sizi kurtaramaz.

Bazı sporcular uzun yıllar satranç çalışmasına rağmen ilerleme sağlayamıyorlar. Sizce yaptıkları en büyük yanlış nedir?


Satrançta ilerlemenin en önemli yolu her şeyi dengeli ve planlı yapmak. Sadece çalışarak ilerletemeyeceğiniz gibi sadece oynayarak da ilerletemezsiniz. Ek olarak çok çalışmaktan ziyade nasıl çalışıldığı daha mühim.

Bu noktada iyi bir antrenörle çalışmalarını öneririm.Antrenörlerin en büyük katkılarından bir tanesi sporcunun yanlış yollarda zaman kaybetmesini engellemek ve bu zamanı verimli kullandırmak.

Şuanki düşünce yapınızla, 10 yaşınızdaki halinize antrenör olsanız ve 1000 saatlik çalışma limitiniz olsa kendinizi nasıl çalıştırırsınız?


Öncelikle kendimi bir hesap makinesi haline getiririm. Başlangıçta zamanımı 800 saat hesap gücü, 150 saat oyunsonu, 50 saat açılışlar ve strateji çalışarak değerlendiririm. Sonrasında eksikliklerime göre saatleri güncellerim.

Neden bu şekilde tercih yaptığınızı detaylandırır mısınız?

Hesap yapamadan, iyi bir satranç oyuncusu olmanız mümkün değil. Ek olarak veritabanındaki oyunlar ele alındığında elo puanı düştükçe oyunun kaderini belirleyen ana unsurun hesap hataları olduğu bariz bir şekilde görülmekte. Bu yüzden hesabı birinci sıraya koydum.

Durumu araba metaforuyla detaylandıralım.

Satranç oyuncusunu şöför olarak, araba hızını ise hesap gücü olarak düşünelim. Hesap gücü zayıfsa, sporcu düşünürken ya zamanı bitecek ya da zeitnot’a (zaman sıkışması) girip büyük hatalar yapacaktır. Arabayla, 10 saatlik yolu üç günde ağır ağır gidebilirsiniz fakat turnuvalarda bu durum mümkün değil. Öyle değil mi? Hem hızlı hem de doğru hesaplamanız lazım.

Tabi ki strateji kısmını es geçmemek gerekir. Çünkü varış noktanız uçurum olabilir. Bu durumda hızlı gitmenizin hiçbir anlamı kalmaz. Yani, oyuncu varmak istediği pozisyonu doğru belirleyecek satranç anlayışına sahip olmalı. Hangi taşı tahtada bırakıp, hangi taşı kesmesi gerektiğini bilmiyorsa, hedeflediği pozisyonda stratejik olarak kayıp çıkıyorsa isterse bir saniyede hesaplasın. Önemi yok.

2021 yılında Birleşik Arap Emirliklerinden gelen antrenörlük teklifini kabul ederek beyin göçü gerçekleştirdiniz. BAE ve Türkiye satrancını karşılaştırdığınızda temel farklılıklar neler? Türk satrancını gelecekte nerede görüyorsunuz?


Türkiye artık bir satranç ülkesi. 2000’li yıllardaki atılımlardan sonra iyi yönetilmemesine rağmen satranç artık Türkiye’de bir yaşam ve geçim biçimi oldu. Bu yüzden sürekli daha başarılı oyuncular çıkartarak dünyadaki önemli satranç ülkelerinden biri haline geldik.

Buradaki sistem bizim alışık olduğumuzdan çok farklı. BAE, şu anda satrancı okullara sokma aşamasında. Umarım burası da yavaş yavaş ilerleyecek.

 Sınırsız imkanlarla, TSF Başkanı olsaydınız nasıl bir ütopya kurardınız?


Federasyonun bana göre iki tane görevi var.

Birincisi; kuvvetli kulüpler oluşturmak.

Kulüplerin kendilerine yetmesi, iyi oyuncular yetiştirmesi sağlıklı rekabet ortamı yaratır. Sağlıklı rekabet ortamının da ülke satrancını ilerilere taşıyacağı aşikar.

İkincisi; daha çok sponsor bularak bu kulüplere kaynak yaratmak.

Aslında söylediklerim, bu işin içinde olup doğru şeyler yapmak isteyen birilerinin ilk aklına gelecek basit şeyler.

Son olarak kendini bu spor dalına adamış satrançseverlere ne söylemek istersiniz?

Satrançseverlere iyi eğlenceler dilerim.Kendini geliştirmek isteyen gençlerimize, çalıştıktan sonra başarılamayacak hiçbir şeyin olmadığını hedeflerini yüksek tutmalarını hatırlatmak isterim.